Aslında çözülcek pek bişey yok.Tuşları zaten verdik.Neyin ne olduğunu hangi adamın Tsubasa olduğunu az çok anlarsınız zaten.Hani sağa git ordaki eve gir, sonra sola git şurayı bombala gibilerinden de bir oyun değil.Sadece önünüze çıkan maçları oynicaksınız ve takım geçeceksiniz.Gücünüzü arttırmak için yenilip yeneceksiniz.Böylece hepsini geçersiniz.
Ama oyunun ilerleyişinde ben şu konuyu anlamadım, burda neden bu adamlar çıkıyor, şimdi niye bu sarı saçlı çocuk konuştu derseniz.Onları anlatırız.Çözülcek pek bişeyi yok.Takımları geçmek sizin becerinize kalmış.Ha taktik istiyorum derseniz.Onu da veririz ama çözüm işi biraz zor. 8)
__________________
YANLIŞ OLDUĞUNU
Ulan dargınım işte sana
Zaten kırık döküktü herşey
Birde acı biberi oldu bu dargınlık
Bakışlarında yokluk
Gülüşlerinde sessiz bir elveda…
Şimdi , şimdi demişken ;
Yıllar.. hani o yıllar…
Sana bana bize neler katmıştı.?
Sorular hep kudurur içimde
Yanıt veren yok
Şiirler sadece şiir oldukları için var.
Peki ya sorular….?
Yalan olduğuna inandırdım kendimi
Herşeyi olduğu gibi kabullendim
Neydi ben deki bu değişim ?
İnan, inan ki hangi soruyu sorsan,
Hangi tümleci koysan özne yerine,
Yine yanıtsız , yine kelamsız…
Bardak bardak- oluk oluk akıyor birşeyler…
Yalnızca yıllarmıydı bizden geçen,
Yoksa acı tatlı hatıralar mı…?
Hiç plaktan müzik dinledin mi dargınım?
Ben dinledim… Bom boş bakışlarda dinledim hemde…
Her dinleyişte birşeyler ürperdi benliğimde…
Tek bir cevap için ne kadar çabalasamda…
Geç kalıyorum her zaman yarına..
Şehrin kuru gürültüsünden bir ‘’hav’’ duyar gibi
İstanbul’un karanlığında kendimi hırpalar gibi
Gecenin suküt etmesini beklerken,
Sonu olan yine ben oluyorum…
Bana bir kez sorsaydın eğer,
Kızgın bir bakışta yeterdi konuşmam için
Yada bir güvercin, yada yada yada…
Ama bilki ;
Bil ki söylerdim …
Herşeyin, ama tüm herşeyin;
Anın, zamanın, günün , tarihin, saatin, yılın, beklemenin, ağlamanın, gülmenin… ve belkide öksürmenin… ......................
Ulan dargınım işte sana
Zaten kırık döküktü herşey
Birde acı biberi oldu bu dargınlık
Bakışlarında yokluk
Gülüşlerinde sessiz bir elveda…
Şimdi , şimdi demişken ;
Yıllar.. hani o yıllar…
Sana bana bize neler katmıştı.?
Sorular hep kudurur içimde
Yanıt veren yok
Şiirler sadece şiir oldukları için var.
Peki ya sorular….?
Yalan olduğuna inandırdım kendimi
Herşeyi olduğu gibi kabullendim
Neydi ben deki bu değişim ?
İnan, inan ki hangi soruyu sorsan,
Hangi tümleci koysan özne yerine,
Yine yanıtsız , yine kelamsız…
Bardak bardak- oluk oluk akıyor birşeyler…
Yalnızca yıllarmıydı bizden geçen,
Yoksa acı tatlı hatıralar mı…?
Hiç plaktan müzik dinledin mi dargınım?
Ben dinledim… Bom boş bakışlarda dinledim hemde…
Her dinleyişte birşeyler ürperdi benliğimde…
Tek bir cevap için ne kadar çabalasamda…
Geç kalıyorum her zaman yarına..
Şehrin kuru gürültüsünden bir ‘’hav’’ duyar gibi
İstanbul’un karanlığında kendimi hırpalar gibi
Gecenin suküt etmesini beklerken,
Sonu olan yine ben oluyorum…
Bana bir kez sorsaydın eğer,
Kızgın bir bakışta yeterdi konuşmam için
Yada bir güvercin, yada yada yada…
Ama bilki ;
Bil ki söylerdim …
Herşeyin, ama tüm herşeyin;
Anın, zamanın, günün , tarihin, saatin, yılın, beklemenin, ağlamanın, gülmenin… ve belkide öksürmenin… ......................
ok sana 15 gun izin :D:D hehe kısamı saol ama diledigin kadar bekliyoruz saolasın herşey icin
:) inslah bekliyoruz :) :)
__________________
YANLIŞ OLDUĞUNU
Ulan dargınım işte sana
Zaten kırık döküktü herşey
Birde acı biberi oldu bu dargınlık
Bakışlarında yokluk
Gülüşlerinde sessiz bir elveda…
Şimdi , şimdi demişken ;
Yıllar.. hani o yıllar…
Sana bana bize neler katmıştı.?
Sorular hep kudurur içimde
Yanıt veren yok
Şiirler sadece şiir oldukları için var.
Peki ya sorular….?
Yalan olduğuna inandırdım kendimi
Herşeyi olduğu gibi kabullendim
Neydi ben deki bu değişim ?
İnan, inan ki hangi soruyu sorsan,
Hangi tümleci koysan özne yerine,
Yine yanıtsız , yine kelamsız…
Bardak bardak- oluk oluk akıyor birşeyler…
Yalnızca yıllarmıydı bizden geçen,
Yoksa acı tatlı hatıralar mı…?
Hiç plaktan müzik dinledin mi dargınım?
Ben dinledim… Bom boş bakışlarda dinledim hemde…
Her dinleyişte birşeyler ürperdi benliğimde…
Tek bir cevap için ne kadar çabalasamda…
Geç kalıyorum her zaman yarına..
Şehrin kuru gürültüsünden bir ‘’hav’’ duyar gibi
İstanbul’un karanlığında kendimi hırpalar gibi
Gecenin suküt etmesini beklerken,
Sonu olan yine ben oluyorum…
Bana bir kez sorsaydın eğer,
Kızgın bir bakışta yeterdi konuşmam için
Yada bir güvercin, yada yada yada…
Ama bilki ;
Bil ki söylerdim …
Herşeyin, ama tüm herşeyin;
Anın, zamanın, günün , tarihin, saatin, yılın, beklemenin, ağlamanın, gülmenin… ve belkide öksürmenin… ......................