Captain Tsubasa | Tsubasa Türkiye Platformu

Tam Versiyon: Hayalin Ötesinde 2.Bölüm
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyon'a bakınız.
Sokağın bittiği yerin ötesinde karanlık bir yol vardı yıllarca bir çift ayağın oluşturduğu ayın aydınlattığı bir yerde
Ormandaki ağaçlardan yapılma minik bir kulube kimsenin bırakın burada yaşamayı, 5 dakika oturmayı dahi  tenezzül edemeyeceği bir alandaydı.
Burada orta yaşlarını geçmiş biri kalıyordu.Kimine göre kumar borcunu ödeyemediği için gelmişti,bazıları da ölmüş karısının ardından hayata küsüp
mütevazı hayatı seçen zengin biriydi.
Söylentiler böyle gidedursun ne olduysa o sokağa girmiş ve kapıdan içeri girmişti şömineye elinden taşıdığı odunlardan atıp yanan ateşi güçlendirdi
alevlere bakıyordu masaya geçti elinde çay içtiği bardağı durup hayallere dalıyordu
-Yine hayallerdesin evlat diyerek sessizliği bozdu
+Huzur bulabildiğim tek yerde dedi genç
hak verir gibi kafasını salladı elleriyle sakallarını sıvazladı gürleşmişti
-Hayaller güzel ama gerçekliğe dönünce...dedi
+Öyle dolu ki içim.Haykırmak istiyorum ama susuyorum.
-İnsan hayatta istediği her şeyi alamaz.
-Tek bir şey istiyorum aslında
+bir kadının kalbi...en zoru bu evlat.Çünkü kadınlar...
kafasını sağa çevirdi -nolmuş onlara?
+isterler evlat.
-neyi?
+soru net ama cevabı her zaman aynı değil
-bilmece gibi konuşuyorsun konuştukça bir şeyler anlarım diye dinliyorum ama dinledikçe kafam daha da karışıyor.
+bu sefer ne yazdın?
önündeki kağıt alt alta yazılmış yazılarla doluydu.yaşlı adam okumak için kafasını uzattı.Genç de masadan kalkıp kafasını minnetle eğdi sonra da kapıdan çıkıp dışarıdaki soğuk havada yürümeye başladı.
Özlemişim
gözlerinin içinde kaybolmayı
tek bir noktada takılıp
orada kalmayı
ve unutmayı bir an da olsa
sonrasında tek bir şeyi hatırlamayı..
 
yaşlı adam satırları okudukça eski zamanları düşündü efkarlanmıştı elindeki çayın dumanında o da hayallere dalmıştı.
Ertesi günün sabahında
-Mahir
+ha!  uykudan uyanmış da öyle cevap vermişti sanki
-kravatı unutmuşsun
+onu okulda verecekler
okul yoluna vurdu kendini.Okul pek onun tarzı değildi ama yine de "yapacak başka bir şey yok hacı" der dururdu kendine.Saçları uzundu belki de derse almazlardı.
Bir öğretmen neden öğrencinin saçı başıyla ilgilenirdi anlam veremezdi.
teneffüs zilini bekleyen mahir kafasındaki planları yavaş yavaş uygulamaya başlayacaktı.İki çay aldı kantinden ve kızlardan birine yaklaşarak çayı uzattı.
Kız,Mahirin sınıftan arkadaşıydı ya da kız öyle zannediyordu çaydaki tuz tadını alana kadar.Bağırarak
-sen naptığını zannediyorsun?
Arkadan Mahir'in kahkahası duyulabiliyordu.Onur uzaktan olayı seyretmiş.
-Napıyor lan bu dengesiz? bunu söylerken yüzünde tuhaf bir gülümseme vardı.
Mahir güledursun kızın erkekarkadaşı olan Batu durumu sonradan öğrenince Mahir'i tenhada kıstırmaya karar verir.Arkadaşları olan Serhat ve Kubilay'dan telefonla yardım ister.
Kubilay ve Serhat ise 3.sınıf öğrencileridir.Uzun boylu,toraman yapılarıyla Mahir'in ümüğünü sıkma konusunda nerde ne zaman gibi detayları halletmektedirler.
Bu esnada kantine bir kız gelir.Onur ise önündeki deftere bir şeyler karalamaktadır.Bunu yaparken kendinden geçtiği için etrafındaki şeylere ilgisizdir.
-Ne yazıyorsun diyerek Onur'un defterine bakmaya çalışır.Onur birden afallamıştır.
defteri kapatarak kafasını kaldırır o anı hayatı boyunca hatırlayacaktır.
-Önemli değil.Otursana diyerek sandalyeyi çeker
Kızın elinde kantinden aldığı çaylar vardır.Birini uzatır
-İçinde tuz yok değil mi? der ve gülerler.
kız -yok rahatça içebilirsin.
kalbi neden hızla atmaya başlamıştı.eller de titriyordu durum iyiye gitmiyordu.
-Dün yaptıkların için teşekkür ederim.Annem de teşekkür ediyor.
önce gözlerini yere dikti sonrasında ise sol elini ensesine utanınca bunu yapardı.
Tam gözlerini kaldırdığında camdan tanıdık iki yüz gördü ikisi de kollarını sıvamış ve birine doğru yürüyorlardı...
 
 
 
(08.11.2019, 13:44)Jun Misugi demiş ki: [ -> ]
Sokağın bittiği yerin ötesinde karanlık bir yol vardı yıllarca bir çift ayağın oluşturduğu ayın aydınlattığı bir yerde
Ormandaki ağaçlardan yapılma minik bir kulube kimsenin bırakın burada yaşamayı, 5 dakika oturmayı dahi  tenezzül edemeyeceği bir alandaydı.
Burada orta yaşlarını geçmiş biri kalıyordu.Kimine göre kumar borcunu ödeyemediği için gelmişti,bazıları da ölmüş karısının ardından hayata küsüp
mütevazı hayatı seçen zengin biriydi.
Söylentiler böyle gidedursun ne olduysa o sokağa girmiş ve kapıdan içeri girmişti şömineye elinden taşıdığı odunlardan atıp yanan ateşi güçlendirdi
alevlere bakıyordu masaya geçti elinde çay içtiği bardağı durup hayallere dalıyordu
-Yine hayallerdesin evlat diyerek sessizliği bozdu
+Huzur bulabildiğim tek yerde dedi genç
hak verir gibi kafasını salladı elleriyle sakallarını sıvazladı gürleşmişti
-Hayaller güzel ama gerçekliğe dönünce...dedi
+Öyle dolu ki içim.Haykırmak istiyorum ama susuyorum.
-İnsan hayatta istediği her şeyi alamaz.
-Tek bir şey istiyorum aslında
+bir kadının kalbi...en zoru bu evlat.Çünkü kadınlar...
kafasını sağa çevirdi -nolmuş onlara?
+isterler evlat.
-neyi?
+soru net ama cevabı her zaman aynı değil
-bilmece gibi konuşuyorsun konuştukça bir şeyler anlarım diye dinliyorum ama dinledikçe kafam daha da karışıyor.
+bu sefer ne yazdın?
önündeki kağıt alt alta yazılmış yazılarla doluydu.yaşlı adam okumak için kafasını uzattı.Genç de masadan kalkıp kafasını minnetle eğdi sonra da kapıdan çıkıp dışarıdaki soğuk havada yürümeye başladı.
Özlemişim
gözlerinin içinde kaybolmayı
tek bir noktada takılıp
orada kalmayı
ve unutmayı bir an da olsa
sonrasında tek bir şeyi hatırlamayı..
 
yaşlı adam satırları okudukça eski zamanları düşündü efkarlanmıştı elindeki çayın dumanında o da hayallere dalmıştı.
Ertesi günün sabahında
-Mahir
+ha!  uykudan uyanmış da öyle cevap vermişti sanki
-kravatı unutmuşsun
+onu okulda verecekler
okul yoluna vurdu kendini.Okul pek onun tarzı değildi ama yine de "yapacak başka bir şey yok hacı" der dururdu kendine.Saçları uzundu belki de derse almazlardı.
Bir öğretmen neden öğrencinin saçı başıyla ilgilenirdi anlam veremezdi.
teneffüs zilini bekleyen mahir kafasındaki planları yavaş yavaş uygulamaya başlayacaktı.İki çay aldı kantinden ve kızlardan birine yaklaşarak çayı uzattı.
Kız,Mahirin sınıftan arkadaşıydı ya da kız öyle zannediyordu çaydaki tuz tadını alana kadar.Bağırarak
-sen naptığını zannediyorsun?
Arkadan Mahir'in kahkahası duyulabiliyordu.Onur uzaktan olayı seyretmiş.
-Napıyor lan bu dengesiz? bunu söylerken yüzünde tuhaf bir gülümseme vardı.
Mahir güledursun kızın erkekarkadaşı olan Batu durumu sonradan öğrenince Mahir'i tenhada kıstırmaya karar verir.Arkadaşları olan Serhat ve Kubilay'dan telefonla yardım ister.
Kubilay ve Serhat ise 3.sınıf öğrencileridir.Uzun boylu,toraman yapılarıyla Mahir'in ümüğünü sıkma konusunda nerde ne zaman gibi detayları halletmektedirler.
Bu esnada kantine bir kız gelir.Onur ise önündeki deftere bir şeyler karalamaktadır.Bunu yaparken kendinden geçtiği için etrafındaki şeylere ilgisizdir.
-Ne yazıyorsun diyerek Onur'un defterine bakmaya çalışır.Onur birden afallamıştır.
defteri kapatarak kafasını kaldırır o anı hayatı boyunca hatırlayacaktır.
-Önemli değil.Otursana diyerek sandalyeyi çeker
Kızın elinde kantinden aldığı çaylar vardır.Birini uzatır
-İçinde tuz yok değil mi? der ve gülerler.
kız -yok rahatça içebilirsin.
kalbi neden hızla atmaya başlamıştı.eller de titriyordu durum iyiye gitmiyordu.
-Dün yaptıkların için teşekkür ederim.Annem de teşekkür ediyor.
önce gözlerini yere dikti sonrasında ise sol elini ensesine utanınca bunu yapardı.
Tam gözlerini kaldırdığında camdan tanıdık iki yüz gördü ikisi de kollarını sıvamış ve birine doğru yürüyorlardı...
 
 
 


Bu tünelin uçu hoş olmayan bir yere çıkacak gibi emme  Göz kırpma
eline sağlık..1.bölümü beyaz yazmışssın güneş gözlüyüğle okumak zorunda kaldımGülümseme